1864 Çerkes Sürgünü konferansı gerçekleştirildi

Geçmişten günümüze karşımıza çıkan kitlesel göç hareketlerinden 1864 Büyük Çerkes Sürgünü araştırmalarımızı, Yrd. Doç. Dr. Cemile ŞAHİN ile yaptığımız konferansla bütünleştirdik. Göç nedir sorusuyla başlayan ve göç sonucu göçmenlerin yaşadığı sıkıntılar ile biten konferansımızda Çerkes Sürgünü’nü hocamızın bilgi ve deneyimleriyle birçok yönden inceleme fırsatı bulduk.

Stuart Hall’un deyimiyle; göç tek yönlü bir yolculuktur, geri dönülecek bir yuva yoktur. İnsanoğlu yaratıldığından beri var olan göç kelimesi klasik olarak ise; insanların dini, siyasi, kültürel gibi sebeplerle bir yerden başka yere geçici olarak gitmesidir. “Çerkes” kavramına gelirsek, üzerinde hala tartışılsa da, genel olarak Adiye, Abazya ve Ubud kavimlerinin Çerkes adını aldığını öğreniyoruz. Kuzey Kafkasya’da yaşayan Çerkeslerin Ruslar tarafından; güneye inme hayali, Karadeniz-Hazar Denizi arasındaki topraklarda hakimiyet kurma, ulaşım ve ticaret yolları nedeniyle yaklaşık olarak 1816-1864 yılları arasında tehdit altında olduğunu görüyoruz. Çerkes Sürgünü ve sürgünden önce yaşananlar bazı araştırmacılar tarafından 1816-1846, 1846-1856, 1856-1864 olmak üzere üç döneme ayrılıyor. Bu tarihlerde Ruslar amaçlarına ulaşmak için çeşitli politikalar izliyor. Birinci dönemde Kafkasya bölgesini kontrol altına almaya çalışma, ikinci dönemde Kafkasya bölgesine Kazakları yerleştirme, üçüncü dönemde Çerkesleri topraklarından ayırma işlemleri başlıyor. Bu amaçlarla Rusların Osmanlı ile yaptıkları her antlaşmada bölgedeki Müslüman halkın Osmanlı Devleti’ne göç etmesi maddesini eklediklerini görüyoruz.

Çerkes Sürgünü’nün resmi tarihinin 21 Mayıs 1864 olmasının sebebi, Rusların son savaşta hakimiyetlerini ilan etmesine ve Çerkes Soykırımı’nın başlamasına dayanıyor. Bu süreç içerisinde İslamiyetteki cihat anlayışı ve milli kurtuluş bilincini içeren ve Şeyh Şamil liderliğinde başlatılan müridizm hareketi yaklaşık olarak 30-40 yıl boyunca Rusların bu konuda ilerlemelerini geçici olarak önlese de direnişin zayıflamasının ardından gelen Rusların zaferiyle, Ruslar Çerkeslerden bozkır olan Kuban bölgesine yerleşmelerini ya da Osmanlı topraklarına göç etmelerini istiyor. Bu noktada Kafkasya halkıyla Türklerin ilişkilerini incelersek, bu ilişki Hunlar dönemine dayansa da önemli ölçüde 1060lı yıllarda Melikşah Dönemindeki Selçuklular zamanında başlıyor, 1475’te Kırım’ın fethiyle münasebetler önemseniyor. 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşını sona erdiren Küçük Kaynarca Antlaşması’nın da Kafkas-Osmanlı ilişkilerinde önemli rol aldığını görüyoruz. Bu gelişmeler sonucu Çerkes halkıyla manevi ve hukuki bağların daha da kuvvetlenmesi için Ferruh Ali Paşa 1780li yıllarda Kafkasya’ya gönderiliyor.

Çerkeslerin Osmanlı topraklarına göçüne geçmeden önce Osmanlı Devleti’nde uygulanan iskanları incelersek; fethedilen bölgelere yerleşme(dışa dönük) ve kaybedilen topraklardan Anadolu’ya yönelme(içe dönük) şeklinde olduğunu öğreniyoruz. Bu kapsamda Çerkes Sürgünü neticesinde olan içe dönük göçler Trabzon’a veya Samsun’a doğru deniz yoluyla ya da Batum’a doğru kara yoluyla gerçekleştiğini görüyoruz. Zorunlu göçler sırasında olumsuz koşullar, açlık, salgın hastalıklar nedenleriyle tahmini olarak 1,5-2 milyon Çerkesin vefat ettiği görülüyor. Geçici olarak yerleştirilen Çerkesler; iskanlaştırma, üretici konuma geçme gibi amaçlarla yerleştirilen arazinin boş olması, aynı zamanda da ulaşımın kolay olması nedeniyle Çerkeslerin bu bölgenin iklimine, yer şekillerine ve yerli halka uyum sağlayabileceği yerlere kalıcı iskanlaşmasının sağlanmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu amaçlarla Çerkesler genel olarak Eskişehir, Sakarya, Bursa ve Karadeniz hattına yerleşiyor. Ayrı olarak, yerleşilen köyün durumuna göre Çerkeslerin köylere dağıtılması, zanaat sahibi Çerkeslerin ise şehre göçmesi bize Osmanlı Devleti’nin göçmenleri iskanlaştırmada önemli rol üstlendiğini gösteriyor. Gerçekleşen göçler sonucu Çerkesler; yerli halkla uyum meselesi, dil ve kültür farklılıklarından kaynaklanan anlaşmazlıklar gibi sıkıntılarla yüz yüze geliyor. Bu süreç içerisinde iki kimliğe bürünmek durumunda kalan Çerkeslerin zamanla kendi kültürlerini unutmaları en büyük sıkıntılarıdır.

1864 Büyük Çerkes Sürgünü hocamızın da dediği gibi incelenmesi gereken geniş bir konudur. Bu kısa zaman diliminde “Göç nedir? Çerkes kimdir? Çerkes Sürgünü sebepleri nelerdir? ”sorularına cevap bulmaya; çerkes sürgünü ve müridizm hareketi, Kafkas halkının Türklerle ilişkisi, Osmanlı’nın bu konuda üstlendiği rolü, zorunlu göçler ve yaşanılan sıkıntıları elimizden geldiğince incelemeye çalıştık. Görülen şu ki; 1864 Büyük Çerkes Sürgünü siyasi çıkarlarla başlayan, büyük bir kitleyi sosyal, ekonomik, sağlık gibi birçok alanda etkileyen ve günümüzde de izlerinin kaldığı kitlesel bir olaydır.

1864 Çerkes Sürgünü konferansı gerçekleştirildi

Etkinlik Takvimi

<< Mart 2021 >>
PSÇPCCP
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4

HSV Etkinlikler

Kayıtlı yeni etkinlik yoktur.

HSV Duyuru

Göç Konferansları – 8 : Uygur Türkleri Göçleri

  “Doğu Türkistan – Uygur Türkleri Göçleri” konu başlığı altında, 1 Mart’19 Devamı

Göç Konferansları – 7 Boşnak Göçleri Konferansı

Hayat Vakfı Ankara şubesi Göç Hareketleri Araştırmaları Koordinatörlüğü’nün, “yakın tarihte gerçekleşmiş olan Devamı

Halk Sağlığı Konferansları-1: İslam Kültür ve Medeniyetinde Tıp

2019 yılının ilk konferansını çeşitli medeniyetlerin tıp tarihini araştırdığımız çalışmamızın sonucunda ‘Geleneksel Devamı

Göç Konferansları – 5 Kırım Tatar Sürgünü konferansı gerçekleştirildi.

Hayat Vakfı Ankara şubesi Göç Hareketleri Araştırmaları Koordinatörlüğü’nün, “yakın tarihte gerçekleşmiş olan Devamı

Tıbbi İnsani Yardım [8.] Atölyesi: Kıtlık Felaketi – Somali 2011 gerçekleştirildi.

Her Açlığa Kıtlık Denebilir Mi? Hangi durumlarda kıtlık ve acil insani yardım Devamı