İslam Şehirleri Seminerleri 11 – İsfahan semineri gerçekleştirildi.

İslam şehirleri koordinatörlüğü olarak on birinci şehrimizin okumalarını yaptık ve Yard. Doç Dr Nurullah Yazar’ı İsfahan hakkındaki bilgilerinden istifade etmek üzere davet ettik ve verimli bir seminer düzenledik.

Derleyen: Kübra Nur Altıntaş

Kaynaklarda farklı şekilde yazılsa da genelde iki farklı telaffuz görüyoruz: İsfehan ve İsfahan. İsmin verilme hikayesinde kaynakların bir kısmında şehrin kurucusunun Hz. Nuh soyundan gelen İsfehan bin Fellüc olduğu ve şehrin kurucusunun ismini anladığı söylense de genel kabul şehrin garnizon bir şehir olduğu, ismin isbe(ordu) ve han(işaret) sözcüklerinin bir araya gelerek oluştuğu yönünde. Bu yüzden Hz. Ömer fetih rotası hakkındaki istişarelerde ‘’Fars coğrafyası bir kuşsa İsfahan kuşun başıdır.’’ diyor ve rota bu yöne çevriliyor.

Şehir Zayenderuh Nehri’nin kıyısından gelişiyor. Bereketli nehir etrafında başlayan yerleşim yeri birçok devletin hedefinde olmuş. Maferruhi’nin Mehasin-i İsfahan adlı eserindeyse Nemrut’a odun göndermeyen İsfahanlılardan “Halilullah’ın övdüğü şehir” olarak bahsedilmiş.

İsfahan asıl büyük değişim ve dönüşümü Selçuklu zamanında yaşıyor. Dandanakan Savaşı bir kırılma noktası oluyor. Doğuda yerleşik devletler olduğundan Selçuklular batıya yöneliyor. Tuğrul Bey şehri ele geçirdiğinde; şehri kalkındırmak ve halkla sevgi bağı kurmak adına üç yıl boyunca vergi almıyor. Alparslan oğlu Melikşah’ı İsfahan’a gönderiyor ve daha sonraları İsfahan başkent seçiliyor. Başkent oluşuyla şehrin gelişimi hız kazanıyor. Melikşah dönemi İsfahan için altın dönem olarak nitelendirilebilir. Hatta bu altın dönem İnsanların bahçelerini her gün farklı bir altın ibrikle sulamak istediği bir zenginlik durumu şeklinde yazılmış eski eserlerde.Günümüze ulaşan eserlerden ise Selçuklu zamanında yapılan İsfahan Mescid-i Cuması güzelliğini halen korumakta.

Melikşah’ın vefatından sonra bir fetret dönemi başlıyor. Abbasi Halifesinin İsfahan kimin yönetimindeyse onun adına hutbe okuyacağını söylemesi sebebiyle sultanlığı isteyen herkes İsfahan’ı ele geçirebilmek için uğraşıyor. Bunun sonucu olarak ise taht müdahalelerinden en çok etkilenen şehir İsfahan oluyor. Bu mücadelenin sonucu yıkılan yapılar günümüze birçok eserin ulaşamamasına sebep olmuş. İsfahan’da henüz büyük arkeolojik kazılar yapılmadığından mimari eserleri tam olarak bilmiyoruz. Anadolu’daki Selçuklu eserlerine bakarak çıkarımlar yapıyoruz.

İsfahan İpek yolu üzerinde olmamasına rağmen Şiraz’dan Nişabur’dan ve Halep’ten gelen kervanlar hep buradan geçmiş. İsfahan pazarlarında Bağdat’tan tuhafiye, Bizans’tan sırmalı ipek, Mısır’da keten kumaşı, Bahreyn’den mücevher, Umman’dan abanoz, Çin’den biblolar ve Horasan’dan kürkler bulunduğu biliniyor. Bu pazarların ürün yelpazesi bile İsfahan’ın zenginliğinin bir göstergesidir.

Günümüzde İsfahan’da 50 hane kadar Yahudi ve bir o kadar da Ermeni var. Bir kısmı Sünni olmakla beraber halkın büyük bölümü Şii. Tarihe baktığımızda Selçuklulardan önce buralarda Hanbelilik hakimken Selçukludan sonra Şafiilik ve Hanefilik öne çıkmıştır. Şafiiliğin öne çıkmasındaki sebep Nizamiye Medresesi’dir çünkü Şafii olmayan medresede ders verememektir. Devlet kademelerinde yer alabilmek içinse Hanefilik gerektiğinden bu iki mezhep yayılmıştır. Safevi dönemine geçilince Şiilik ön plana çıkmıştır.

İsfahan büyülü zenginliğinin yanında ilme de başkentlik yaptığını söyleyebiliriz örneğin güneş yılı esas alınarak yapılan Celali takvim bu dönemin eseri. İsfahan’da öğrenci olmak o zaman çok saygın ve kazancı bol bir iş. İlmi ve zenginliğiyle meşhur İsfahanlılar kurnazlıklarıyla da ünlü. Seminer sırasında hocamız bu ünün günümüzde de devam ettiğini vurguladı.

İsfahan’ı okurken karşımıza çıkan bir diğer ilginç bilgi ise Batınilik veya Haşhaşilik.Bu akımların doğuş noktası ve en çok taraftar bulduğu yer İsfahan.Hasan Sabbah’ın önderliğinde kurulan ‘’Her görünenin bir de görünmeyeni vardır. Batını herkes anlayamaz’’ düşüncesi bu akımların temelini oluşturuyor. Hasan Sabbah’ın hocası Abdülmelik bin Attaş şehirden çıkarılıyor fakat oğlu ibni Attaş batıni olmadığını söyleyerek şehirde kalıyor. Daha sonraları saraydaki hizmetkarlara hocalık yapmaya kadar yükselen ibni Attaş batıniliği İsfahan’da yayıyor. Batıni olanların sayısı ve yüksek mevkilerde yer alması, vergilerin batiniler tarafından toplanması ve kendilerinden olmayanı öldürmeyi hak görmeleri halk arasında ciddi bir tepkiye yol açıyor. Çıkan isyanlar sonrasında batınilik ile mücadele başlarken halkta da bir paranoya ve toplumsal güvensizlik tablosu oluşuyor. Tarihte yaşananların benzer formlarda günümüzde de görülmesi sebebiyle Batınilik hakkında yeteri kadar araştırma olmadığını söyleyen hocamız özellikle sosyal bilimler okuyan arkadaşların bu konu üzerine çalışmalarını tavsiye ediyor.

İslam Medeniyeti’nin yüceliğinin farkına varmak, medeni olmak ve medeni kalmak dileğiyle.

İslam Şehirleri Seminerleri 11 – İsfahan semineri gerçekleştirildi.

Etkinlik Takvimi

<< Mart 2021 >>
PSÇPCCP
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31 1 2 3 4

HSV Etkinlikler

Kayıtlı yeni etkinlik yoktur.

HSV Duyuru

Göç Konferansları – 8 : Uygur Türkleri Göçleri

  “Doğu Türkistan – Uygur Türkleri Göçleri” konu başlığı altında, 1 Mart’19 Devamı

Göç Konferansları – 7 Boşnak Göçleri Konferansı

Hayat Vakfı Ankara şubesi Göç Hareketleri Araştırmaları Koordinatörlüğü’nün, “yakın tarihte gerçekleşmiş olan Devamı

Halk Sağlığı Konferansları-1: İslam Kültür ve Medeniyetinde Tıp

2019 yılının ilk konferansını çeşitli medeniyetlerin tıp tarihini araştırdığımız çalışmamızın sonucunda ‘Geleneksel Devamı

Göç Konferansları – 5 Kırım Tatar Sürgünü konferansı gerçekleştirildi.

Hayat Vakfı Ankara şubesi Göç Hareketleri Araştırmaları Koordinatörlüğü’nün, “yakın tarihte gerçekleşmiş olan Devamı

Tıbbi İnsani Yardım [8.] Atölyesi: Kıtlık Felaketi – Somali 2011 gerçekleştirildi.

Her Açlığa Kıtlık Denebilir Mi? Hangi durumlarda kıtlık ve acil insani yardım Devamı